damla

damla
yaprağın kıvrımlarından süzülmüş çiğ tanesi,zordaysanız içinizi serinletir,belkide göz yaşı eksik kalmış sözü tamalar

İlk Söz

Sevgili Eylül,
Seni tanıdıktan sonra kararlılığın, kendine güvenin, kendine inancın neler başarabileceğini gördüm.

Şu an bu blogu hazırlarken en az senin kadar heyecanlıyım, çünkü sen bu sitede yapıtlarını sergileyeceksin; belki de kendini...Başarı dileklerimle, yolun açık olsun.

Melek

22 Haziran 2008 Pazar

DÜN DEDİKLERİ

Psikoloğlar "düne özlem"duygusunu genelde mutsuzluğa bağlarlar.Kişi bu günü yaşamada sorunlar yaşadığı için düne özlem duyar tarzında temellendirmekte mümkün.
Ben dünümün dününü özlüyorum desem ruh analizim neyi işaret eder?
Ad takmadan önce,kendimde bu duyguyu sorgulamak istedim.

Göz kapaklarımın altından geçen filimde önce koca bir cevizağacı,altında bembeyaz tülbentlere bürünmüş kadınlar göründü.Ortaya serilmiş koca bir sofranın başına kümelenmiş şehriye kesiyorlardı.Çocuklar kuş cıvıltısında dörtbir yana serpilmiş özgürce oynuyorlardı.Onların korkuları şekilsizdi.Adınada "umaca"diyorlardı.
Sonra cömert dallarıyla az ötede bir dut ağacı.Üzerinde bal gibi tatlı parmak büyüklüğünde dutlar ye yiyebildiğin kadar. Ak çarşaflar kocaman açılır da dutlar seve seve kendini çarşaflara bırakırdı.Bir tanesi bile ziyan edilmeden kışa pekmez olurdu.İşte o an bin yıla bedel bir ömürdü.

Çağıldıyan bir dere ise bu filimin en ferahlatıcı sahnesi olurdu.Koş ayaklarını buz gibi dere sularına sal nidaları kulaklarında şarkıya dönüşürdü.

Akşam alacakaranlığı bastırmaya başlayınca,telaşla toparlanan kadın ve çocuklar,tavanında kırlangıçların yuva yaptığı evlerine koşarlardı.Herşey olağan.Herşey gece yaşlı nenelerin anlatacağı hikayelere teslim olurdu.Gecenin sesizliğini size güven veren köpek havlamalarına teslim olurdu....
Köpek havlaması,horoz ötmesi,baykuş tünemesi gibi bir çok rivayeti hikayeleştiren günlerse az ilerde sizi beklerdi.....
Bu günümüzün ışık hızında geçmesini açıklamaya kalkışsak ayrı bir konu olurdu ki o da başka bir zaman ......

Hiç yorum yok: